Sławomir Jankowski– Polonya
Çeviri: Osman Fırat Baş
GUJNO (BİR MİKROBÜTÜNLÜK GÜNÜ DAHA)
Ama kim kime yasak etmiş ki güncede çelişkiyi?
(On yıl sonra Fado)
11 Haziran 2022
08.52
İnsanın zenginliği, söz dağarcığının zenginliği: bildiği kelimelerin sayısı.
12.22
Rüzgâr —romantik asi— Tanrı’yla eşe eş esmek ister. Romantik bir asi olmasa bile. Bizde nice biz. Ama küfretmek için esmez. Entelektüel bir sezgisi var. Kendini Maviliğin içinde geri bulur. Mavilik, Tanrı’nın varlığını ve ölümsüzlüğü sorgular. Kuşku duyar. Kutsallık havzasının ucunda yüzer. Bir İnançsızdır. Fıtratında Maviliğin, Rüzgârınkinde olan Rüzgârdan daha azdır Mavi. Rüzgârın şiiri, Maviliği tanrılaştırır.
12.27
Her filozof küfürde midir? Her düşünce küfürde midir? Günah mı işler sorarak? Hakikati aramak küfür müdür? Anlam aramak (anlamsızlıkta)? Katolik filozof tabiri, edebî röportaj gibidir; çelişki onu parçalar. Su ile ateşin birleştirilmesi. Rüzgârın diyalektiği.
12.31
Başkaldırmak, soru sormaktır.
12.33
Dünyevî azizlik: ölümsüzlük vaadi olmaksızın İyilik yapmak. Budur ideal! İyiliğin karşılıksızlığı. İyilik yapan ateistleri, inananların üzerine çıkarır. İyi olmak, Tanrı’nın olmadığını varsayarak iyilik yapmaktır.
12.42
İnsan için Tanrı olmak, İyilik yapmak demek olmalı.
12.49
Rüzgâr itiraz eder ama değiştirmek istemez. Katılmak istemez. Oyukların içine içine esmek ister. Saklanmak ister. Bunu ödlekliğinden değil de daha çok anlamsızlık duygusundan, donkişotluğundan, olası çabalamalarının sisifosluğundan yapar. Taşıyıp götürür varlığın inine çalınmış Mutluluğu (evet, kelimenin tam anlamıyla çalınmış Mutluluğu, çünkü başka birinin Mavisini çalmıştır).
12.56
Çok okunurluk bilgi işi değil; anlatı işidir. Anlatıcının düşünme, tefekkür büyüklüğü işidir.
14.30
Eğer din savaşlara yol açıyorsa, Rüzgâr dine karşı eser. Bu, Tanrı’ya karşı esmekle aynı şey değildir. Eğer felsefe savaşlara yol açıyorsa, böyle bir felsefeye karşı haydi haydi eser rüzgâr; hatta savaşlara felsefenin kendisi değil de onun yanlış bir okuması yol açıyor olsa bile.
15.31, Gujno, Uğultulu Memba
Gujno’dayım yine. Ormanı tanıyamıyorum. Bu, güzel bir duygu. Oysa daha çok yakın bir zamanda buradaydım. On yedi yıldır buraya düzenli olarak gelirim. Ama sanki içine ilk kez esiyormuşum gibi. Her zamanki gibi Maviliğin içine. Her zamanki gibi sevdiğim kadının içine — sanki her seferinde ilk seferimizmiş gibi. Belki de son yağmurlardan sonraki nemdendir.
Özlülüğü yeşilliğin. Yer örtüsünün gürlüğü. Park’ı yazmış olmanın keyifli düşüncelerle kutlanması. Yazarlığın gücünü hissediş. Kuşların cıvıltısı, kendini gerçekleştirmiş ruhun beşiğini sallıyor.
15.53
Bir kuş tüyü buldum. Orman, derede temizlenmiş bir kadın gibi.
Senin sevgili Gujno’n… Buraya seninle hiç gelmedim; ben açık arazide esmeliydim. Buraya ilk gelişimde, dört yıldır yoktun artık sen. Başka bir yerde misin? Yoksa düşüncelerimle sana dönen ben değilim de sen mi akıp geldin bana? Rüzgârın rüzgâra gelişi gibi. Belki de seni böyle cezbeden buradaki kuşların cıvıltısı oldu. Çocuktun. Ormancı olmak istiyordun hatta. Tuchola’da ormancılık meslek okuyacaktın. Yirmi yıldır göksel ormanlarda, Göksel Memba’da şarkı söylüyor sana kuşlar. Banaysa —şimdilik— Gujno’da. O zamanlar Tanrı’ya surat asmak aklımızın ucundan bile geçmezdi. Ama Tanrı astı sana suratını Baltık’ta. Bir lütuf muydu onunki yoksa?
Hac yolculuklarına gidilirdi: ben altı kez Skenpe’ye gitmiştim, sense Çenstochova yolculuğundan sırılsıklam dönmüştün; bunun kötüye işaret olduğunu hemen sezmiştim. .) İnanmayacaksın ama öyleydi. Belki seni uyarmalıydım? Ama yazgıya karşı uyarı mümkün mü? Mümkün mü, Moira’ya karşı?
Rüzgârın Moira’sı — Mavilik. Değişken Mavilik; oysa değişkenlik hep rüzgâra atfedilir. Hiçbir şey asla apaçık değildir. Mavilik binlerce gülümsemesiyle büyüler.
O çocuğa çok kötülük yapıldı. Gerçek anlamıyla ve abartısız. Bir kötülük deryasıydı içine batırıldığı. Sen onun için bir limandın. Tanrı’nın batırdığı bir liman.
Ormancı kulübesine yaklaştım. Saman kokusunu hatırlıyorum. Pek kolay olmuyor hatırlamam.
18.29
Yolculukta yolculuk yolculuk yaşarım.
(VI 2022)
Sławomir Jankowski[1] (1971), Polonyalı gazeteci, şair ve yazar. Edebi metinlerini uzun yıllardır Polonya’nın önemli dergilerinde ve dijital platformlarında yayımlıyor. 2012’de Mikrobütünlükler (Mikrocałości) adlı günlüğünü yayımladı. Düzyazıları, lirizmleriyle —dilin sınırlarını zorlayan metaforik yoğunlukları ve alışılmadık imgeleriyle— onu şiirsel düzyazı geleneğine yaklaştırıyor. Górzno (Jeszcze dzień Mikrocałości) metnini Türkçeye aktarırken, son dönemde Polonyalı öğrencilerimle birlikte okuduğumuz “İkinci Yeni” şairlerimizin imge dünyasıyla kurduğum temasın kalemimi özgürleştirdiğini hissettim.
.

