ADEM TOK/RUHUN BÜTÜN BAYKUŞLARI

Ruhun Bütün Baykuşları

dağlardan öğütülen kayalar

dalgalara esir edildi

şehrin ışıkları karartılmış

soğumuş aşk güvensizlikten

taşır mı şimdi bu yükü bu deniz

anlamıyorlar son nefeslerine kadar

kopartıp götürüyor rüzgâr

zamana katıp

zerre zerre, tel tel

ve bundan suskun

ruhun bütün baykuşları

öfkelensin asalaklığa batmış

suyun tadını unutmuş

ve üretmeyi bilmeyen buyurucu

ufak dereler

ve başımın üzerindeki gök kubbe

dokunduğum toprak

bölüştüğüm ekmek bana yeter

kavuştuğunda omuzlarda halaylar

sardığında sımsıcak dayanışmanın kolları

mırıldandığımız ezgilerin ziyafeti yeter…

bilgeliğimi sırt çantamda taşıyorum

ölümlü sulardan doğrularak başımı kaldırıp

ölümü ve doğumu küllerime kazıyıp

yanan bir kalp önemlidir

pençeleri arasındaki avıyla

yavrularına süzülen bir kartal gibi

deste kıraç ekilen başaklar

alazına uzanan ihanet yaralayacak

aç bırakacak ama yılmayacak,

söndürülecek vurulan her ateş

yağmur betonu aşacak, değecek toprağa

ve bağıracak

ruhun bütün baykuşları