“ÇIĞ ÖYKÜLERİ” SEÇKİ KİTABI ÇIKTI

https://www.shopier.com/sykkitap/44715884 bu linkten sipariş edebilirsiniz.

Çığ Dergisi, iki yıllık yayın yolculuğunda basılı sayıları, e-dergi ve iki öykü yarışmasıyla edebiyat dünyasına önemli bir üretim alanı açtı. Yoğun ama bir o kadar da heyecan ve keyif dolu geçen bu sürecin ardından, yarışmalarımızda çeşitli kategorilerde ödül alan ve dergimizde yayımlanarak okurla buluşan öyküleri kalıcı bir eserde toplama düşüncesi doğdu.

“ÇIĞ ÖYKÜLERİ” adı altında bir araya getirdiğimiz bu seçki, dergimizin yayımlanan ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Her yaştan okuyucuya hitap edecek öykülerden oluşan, özenle hazırladığımız bu kitabın aynı zamanda devamı gelecek bir serinin başlangıcı olduğuna inanıyorum.

Kitapta yer alan 28 öykü, farklı yazarların dünyalarına açılan kapılar aralıyor. Kalemler ülkemizin farklı coğrafyalarında dolaşırken; kimi zaman unutulmuş hayatlara, kimi zaman görmezden gelinen insan hikâyelerine dokunuyor. Her yazar, kendi üslubu ve bakış açısıyla okuru ayrı bir anlatı evrenine davet ediyor.

Turgut Alp Eroğlu

Çığ Dergisi Yayın Yönetmeni

                                               

ÖN SÖZ

Çığ Dergisi’nin 2. Öykü Yarışması’nda öykülerin değerlendirilmesi için seçici kurulda emek verenlerdendim. (Seçici kurul başkanı) Dolayısıyla yarışmaya değer görülen öykülerin tamamını okuyanlardanım. Raporumda, “Bir kuyumcu titizliğiyle çalıştık. Gerçekten hak edeni bulmaktı amacımız.” Demiştim. Emek verenler olarak en çok değindiğimiz konular da aynı değildi. Bu bir kazanımdı bence. Dereceye giren öykülerin tamamına yakını eksikleri olsa da dil kaygısı taşıyanlardı bana göre. Konusuyla, öykü tekniğine uymasıyla, yalın bir dil kullanarak Türkçeye özeniyle öne çıkanlardı diyebilirim. Ödül töreninde de dillendirmiştim. Yazına emek verenler, dilimize güzel Türkçemize özenmezsek, bizden sonra; dili rakamsal yaşından daha yaşlı kuşak yetişmesine katkımız olacaktır. Bu ağır bir sorumluluktur.

Öykü yaşamın bir kesitidir. Sabah uyanınca pencereden bakmadır. Kimi bir başkaldırıdır, bir hoşnutluktur… Yazar kendi birikimine göre biçimlendirir bunlardan yazacaklarını. Ayrı ayrı yaşamlardan ayrı topraklardan, ayrı belleklerden damıtılanların bir araya getirilmesi anlamında değerli buluyorum bu çalışmayı. Yazan biriyseniz, şiirde olduğu gibi öyküde de söylenene bakalım. Bir öyküyü okurken oradaki bir tümce, sizin yaşamınızda üstünü kalın örtülerle kapattığınız gün yüzüne çıkarıverir anıyı. Okumayı bırakıp yazmaya yönlendirir sizi. Yazacağınız konunun okuduğunuzla hiçbir ilgisi yoktur oysa. Biz buna, “Yapıtın yapıtı çağırması” diyoruz. Bu dosyadaki öyküleri okurken bana yeni öyküler yazdırdığını söylemeliyim. Bu ipucunu bu yapıtı okuyanlarla özellikle paylaşmak istiyorum.

Çığ Öyküleri yapıtı salt yarışmaya katılan ya da dereceye giren öykülerden oluşmuyor. Dergide daha önce yayımlanan, bir önceki yarışmada dereceye giren öyküler de dosyada yer almaktadır. Bu nedenle adına bir seçki de diyebiliriz. Özellikle dergilerin, seçilmişlerden dosya oluşturmasını önemsiyorum.

İçinden geçtiğimiz çağda dergi çıkarmak hiç kolay değildir. Bir “Aşktır” bana göre dergicilik, dahası yasaklı bir aşktır…. Yokların içinden var etme uğraşıdır. Sanatın tanımı gibi çirkinin içinde güzeli bulup güne güneşe çıkarma uğraşıdır.  Gönderdiği ürünü yayımlayıp görünür kılıp kazandığınız dost denli küskünlerle uğraştırır sizi. Her kezinde ürünler tamam mı, zamanında yetişir mi çabalamanızın yanında parasal sorunlarla yıpratır sizi. Ne ki adına yasaklı aşk dedik ya, birlikte yaşadıklarınızın sözlerini göğüsleseniz de, sizi halden hale savursa da vazgeçemezsiniz artık. Çığ Dergisi bu çabaların içindeyken bir de ÇIĞ ÖYKÜLERİ yapıtıyla taçlanıyor şimdi. Bu anlamda öncelikle Turgut Alp Eroğlu’nu bir kez daha kutluyorum.

ÇIĞ ÖYKÜLERİ dosyası yirmi sekiz öyküden oluşmaktadır. Yaşamdan kesitler sunuyor bu yapıt okuruna. Yaşanmışlıklarını, sesini, düşlerini paylaşan ayrı kalemler… Bu anlamda birçok kalemden oluşan derlemeleri ve yapıtları önemsiyorum. İçinde ses benzerliği olanlara denk gelebilirsiniz. Bu konuyu hiç düşünmemiştim dediklerinize de… Böylelikle çoğaltacaktır okuru.

Yapıttaki bütün kalemleri yeniden kutluyorum.

Okuyalım, okutalım Çığ Öyküleri’ni….

 ZÜBEYDE SEVEN TURAN

                                                                                 

EDİTÖRÜN GÖZÜNDEN

Elinizde tuttuğunuz kitap, yalnızca kâğıda dökülmüş sözcük ve tümcelerden değil; yaşamın içinden süzülüp gelen, bazen çığ gibi sessizce büyüyen bazen de bir kayanın yankısında saklanan gerçekliklerden oluşuyor. Çığ Dergisi Öykü Yarışması’nın değerli bir meyvesi olan bu seçki, edebiyatın birleştirici gücünü ve insan ruhunun en gizli köşelerini bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor.

Bu öykü dosyasını yayına hazırlarken, her bir karakterin sırtındaki ağır yükü kendi omuzlarımda hissettim. Dosyanın oluşum sürecinde metinlerin arasındaki derin bağları; yoksulluğun, aidiyet arayışının ve bitmek bilmeyen vicdan azabının izlerini takip etmek hem öğretici hem de sarsıcıydı. Düzeltmeler ve son okumalar boyunca yalnızca sözcüklerle değil, sözcüklerin arkasına gizlenmiş derin sızılarla da baş başa kaldım.

Zamanla bu metinler benim için yalnızca birer taslak olmaktan çıkıp nefes alan birer anlatıya dönüştü. Her noktalama işareti, anlatılmayı bekleyen saklı kederlerin durağı oldu.İşte bu duraklardan geçerek başlayacağınız yolculukta sayfaları çevirdikçe; midye kokulu kıyılardan bozkırın sapsarı yalnızlığına, ceviz ağaçlarının gölgesindeki yarım kalmış itiraflardan, bir karasineğin vızıltısı kadar rahatsız edici içsel hesaplaşmalara kadar geniş bir duygu coğrafyasında yol alacaksınız. Modern dünyanın gürültüsünde boğulan insanın en yalın ve en savunmasız anlarına tanıklık edeceksiniz.

Her bir öykü, bir “çığ” gibi sessizce büyüyüp üzerimize gelirken; aslında bize yalnızca başkalarının acılarını değil, kendi içimizde susturduğumuz tanıdık buruntuyu da anımsatıyor. Öykülerdeki her satır arasında duyumsadığım sarsıcı yakınlığın, her okurun yüreğinde de karşılık bulacağına ve her bir metnin, edebiyat yolculuğunuzda kalıcı iz bırakacağına inanıyorum.

Keyifli ve derinlikli okumalar dilerim..

SELMA ÖZHAN-EDİTÖR