MEHMET ÖZTÜRK/ANTİK MISIR KENTİ ABYDOS VE OSİRİS KÜLTÜ

Antik Mısır Kenti Abydos ve Osiris Kültü

GİRİŞ

Mezopotamya ve Mısır, dünyanın en eski iki uygarlık merkezleridir. Bu merkezler MÖ. 4. bin yıl sonlarından itibaren eşitlikçi köy toplumları olmaktan çıkarak yazılı kayıt yöntemi ve bürokratik merkeziyetçiliği inşa etmişlerdir. İkisi de doğmakta olan devlet otoritesini meşru ve görünür kılıp somutlaştırmak için kamusal alanı anıtsal taş binalar ve sıradan insanların erişemeyeceği lüks objelerle donatmış; böylelikle yöneticiler ile halk arasına sınır çekerek sınıflı bir toplum oluşturmuşlardı.

Antik dünyanın en görkemli ve gizemli medeniyetlerinden olan Mısır uygarlığı MÖ 3000’de Kral Menes zamanında Nil Nehri çevresinde kurulmuştur. Mısır, diğer uygarlıklardan farklı olarak kendine özel coğrafi konumundan dolayı kendine özgü bir kültür oluşturmuştur. Nil Nehri, Mısır coğrafyasının ekolojik, sosyal vb. dengesini etkileyen en büyük etmendir. Herodot veya Herodotos Yunan tarihçi ve coğrafyacı; “Mısır, Nil’in bir armağanıdır” der. Gerçekten de Nil Nehri olmasaydı bugün ne Mısır diye bir ülke ne de göz kamaştıran Firavunlar dönemine ait tarihi eserleri ve piramitleri olurdu. Her tarafı çöl olan bu kadim topraklar Nil Nehri ile adeta hayat bulmuştur.

Mısırlılar, Nil Nehri taşkınlarının sebebini, Tanrı Hapi’ye bağlamışlardır. Horus’un dört çocuğundan biri olan Tanrı Hapi, Mısır inancına göre her yıl Nil Nehri’nin taşmasını sebep olmuş ve Mısır topraklarına tarımsal bolluk ve bereket getirmiştir.Nil Nehri taşkınlarının tanrısı adı verilen Hapi’ye, Mısırlılar saygı duymuş onun adına ilahiler bestelemişlerdir. Tanrı Hapi’ye söylenen bir ilahide:

“Selam sana Hapi, topraktan çık ve Mısır’a hayat vermek için gel; gelişini koyu karanlıklarla gizleyen sen (Mısırlılar Nil’in nimetlerinden habersizdirler)…Susamış olan herkese hayat vermek için bahçelere yerleşen dalga… Kendini gösterir göstermez toprak sevinç çığlıkları atar. Bütün karın neşe içinde, sırt gülmekten katılmış haldedir.”

Bu yazımızda Mısır tarihinin en önemli kentlerinden olan Abydos antik kentinin tarihsel öneminden söz edeceğiz.

ABYDOS

Thinis kentinin yeri hâlâ bir tartışma konusu olsa bile kentin mezarlık bölgesi olduğu düşünülen Abydos yerleşiminin yeri bellidir ve kazı yapmaya müsaittir. Thinis’in bugün Girga’nın altında kaldığı düşünülürse Abydos’un çölde bulunması hem yer tespitini hem de arkeolojik kazıları kolaylaştırmıştır. Mezar ve tapınak gibi yerlerin olduğu Abydos’un çölde bulunmasının nedeni, tarım arazilerinin dışında bir yerde inşa edilmesidir. Verimli arazilerin Nil ırmağı boyunca sınırlı olması, kutsal yerlerin çölde inşa edilmesine neden olmuştur. Bu durum, Thinis’ten sonra başkent olan Memfis’in mezarlık bölgesi Sakkare için de geçerlidir. Buna göre, Thinis ve Memfis’in mezarlık bölgeleri olan Abydos ile Sakkare, çölde bulunmaktadır.

Abydos çok yönlü bir kenttir. Hanedanlık öncesi dönemde mezarlar ele geçmesi dışında, ilk iki hanedan zamanında da mezarlık olarak kullanılmıştır. Burası daha önce bir kült merkezidir ve burada sonraları Osiris’le özdeşleştirilen tanrı Hentiyamentiyu’ya tapınılmaktadır. Mezarlarda ele geçen arkeolojik malzeme dışında önemini sonraki dönemlerde de koruması kayda değerdir. Krallar, memurlar ve halk, adeta buraya kendileri adına bir şey bırakmak için yarışmıştır. Hanedanlık öncesi dönemden beri uzak ülkelerle iletişime geçmiş ve ticarette önemli bir yer hâline gelmiştir. Uzun mesafeli ırmak seyahatinde iletişimin ana aracıdır. Bir sınır kentidir ve bu, Orta Krallık’a geçiş sırasında kendisi için sorun olacaktır. Herakleopolis ve Teb arasında el değiştirecektir.

Resim : Abydos kentinden görünüm.

Abydos Tapınak Mimarisi

Mısır’ın en önemli arkeolojik sitelerinden biri olduğu düşünülen kutsal kent Abydos; içinde Umm el Qa’ab’ın da olduğu çok sayıda antik tapınağa, ilk firavunların gömülmüş olduğu bir kraliyet nekropolüne de ev sahipliği eder. Bu bölgede gömülmek giderek Antik Mısır’da oldukça önemli görülmeye başlandı ve bölgenin önemli bir kült site haline gelmesini sağladı. Tapınak, Mısır mimarisi ve sanatsal ilerlemesinin dikkate değer bir örneğidir. Tapınağın duvarlarında Ölüler Kitabı, Kapılar Kitabı ve astronomik eserlerden sahneler vardır. Kuvarsit, kumtaşı ve granitten yapılan tapınağa, Merneptah zamanında Ölüler Kitabı’ndan sahneler eklenmiştir. Seti’nin bu tapınağı, kraliyet ideolojisinin bir simgesidir. Nitekim babası tarafından veliaht olarak ilân edilse de ne babası I. Ramses ne de babasını veliaht ilân eden Haremheb kraliyet kanı taşıyordu. Meşruluğu sağlamak için bir kez daha Abydos ile Osiris’e başvurulmuştur. Seti, ayrıca Nübye gibi yerlerden getirdiği toprakları da Abydos’taki tapınağa bağışlamıştır.

Resim : Uygarlığın sanatla var olduğu şehirden duvar resimleri

Abydos’ta bulunan Osiris tapınağı II. Ramses zamanında tamamlanmış ve torunu Merneptah zamanında eklemeler yapılmıştır. Mısır tapınakları, yalnızca dinî amaçlı kullanılmamıştır. Devlet memurları buralarda çalışmakta ve eğitim yine burada verilmektedir. Rahipler yazı yazmayı ve resim yapmayı buralarda öğretmişlerdir. Bu nedenle tapınaklar bir okul gibi de işlev görmektedir. Aynı zamanda arşivler ve kütüphâneler de burada bulunmaktadır. Çalışma atölyeleri ve hasat sonrası elde edilen tarım ürünlerinin depolandığı silolar da burada yer almaktadır. Opet gibi yaklaşık bir ay süren uzun şenlikler de yine burada yapılmaktadır. Bugün Abydos, Abydos Kral Listesi olarak bilinen, 19. Hanedan döneminden kalma bir kitabenin olduğu ı. Seti’nin anıt mezarı ile dikkat çekmektedir. Kitabe firavun Menes’ten başlayarak Seti’nin babası olan I. Ramses’e kadar önemli kralların kartuşlarının sıralandığı bir kronolojik listedir. Büyük Tapınak ve antik kasabaların birçoğu Seti tapınağının kuzeyindeki modern binaların altına gömülmüştür. Orijinal yapıların ve sanat eserlerinin çoğu kayıp ya da onarılamaz durumda, birçoğu da yeni yapılar yüzünden tahrip olmuş durumdadır.

ABYDOS’UN EFENDİSİ TANRI OSİRİS

Resim : Kural koyucu ve koruyucu Tanrı Osiris (En Solda)

Osiris kültü, Abydos’la ilişkilendirilmiştir ve Osiris için Abydos’un efendisi denilmektedir. V. Hanedan sonrasında etkisini arttıran ve ölüler ülkesinin yargıcı olarak bilinen Osiris’in kültü önem kazanmıştır. Bu bakımdan Abydos da değerlenmiştir.

Osiris, Eski Krallık döneminde Abydos’la özdeşleşen çakalbaşlı Hentiyamentiyu (Batılıların en önemlisi) ile bir tutulmuştur. I. Pepi, Abydos’ta bir tapınak inşa ettirmiş, Orta Krallık döneminde de Osiris’in Abydos’a gömüldüğü fikri benimsenmiş ve I. Hanedan krallarından Cer’in Abydos’taki mezarı Osiris’e atfedilmiştir. Osiris için Abydos’ta şenlik düzenlenmekte ve ölümü aracılığıyla yeniden doğarak kral olması kutlanmaktadır. Şenlik boyunca tanrının heykeli tapınaktan çıkarılıp mezarına götürülmekte ve şenlik sonunda tapınağa geri getirilmektedir. XII. Hanedan döneminde, III. Senusret, bu heykeli süslemesi için hazine denetçisi İhernofret’i Abydos’a göndermiştir. Ayrıca değerli taşlarla süslenmiş bir tahtırevan da yapılmıştır. Orta Krallık zamanında Abydos’a çok sayıda stel dikilmiştir. Nitekim şenlik sırasında heykelin tapınaktan mezara götürülmesinde kullanılan yol kutsal sayılmıştır. Yöneticiler ve memurlar, bu yola yükledikleri kutsal anlam nedeniyle yol boyunca steller diktirme gereği duymuşlardır. Eski Mısır’a tarihlenen birçok stel Abydos’ta ele geçmiştir. Osiris kültünün bir gereği olarak Mısır’ın her yerinden birçok insan, buraya gelerek ya da başkalarını göndererek Abydos’a hac ziyaretinde bulunmaktadır. Osiris kültü, Yeni Krallık zamanında da önemini korumuştur. Sahte mezarlarla birlikte Osiris için tapınaklar inşa edilmiştir. Ayrıca Osiris’in bedenini barındırdığı düşünülen Cer’in mezarına, sıradan insanlar adak niyetine çanak çömlek getirmişlerdir. O kadar çok çanak çömlek birikmiştir ki burası modern zamanlarda çömleklerin anası anlamına gelen Umm el-Ka’ab olarak adlandırılmıştır. Osiris’in tapınağı Kom es-Sultan’da bulunmaktadır. Bugün bu tapınağın yalnızca duvarları görülmektedir. II. Ramses tarafından dikilen kireçtaşı revak da belirgindir. Bazı kayıtlarda bu tapınağa Osireion denilmekte ve III. Hanedan öncesine tarihlenmektedir. I. Seti tapınağının inşa edilmesinde kullanılan temellerden daha eski olduğu düşünülmektedir. Hyksosların istilası sırasında Abydos yeterli ilgiyi görememiştir.

Resim : Tanrı Osiris ve Ölüler Kültü

Bu nedenle Osiris kültünde duraklama yaşanmıştır. XVII. Hanedan kralı Rahotep ve ardılları, Hyksoslarla olan savaşlarda maddî ve manevî yarar sağlaması üzerine Abydos’la ilgilenmişlerdir. Askerî bir üs kurulmasının dışında Osiris kültüne yeniden önem verilmiş ve tapınaklarla ilgilenilmiştir. Mısır için önem arz eden bu yerle yeniden ilgilenilmesi, kralların meşruluğu için simgesel bir anlam da taşımaktadır.

SONUÇ

Eski Mısır, MÖ III. binyılın başında siyasî birliğini sağlamış ve bir devlet olarak ortaya çıkmıştır. Birleşik Mısır ülkesinin ilk başkenti Thinis’tir. Burası birleşmenin öncü kralı Narmer’in memleketidir. Bu bakımdan Mısır’ın tarihinde önemli bir yer tutan kent, Mısırlılar için geleneksel nitelik taşımaktadır. Bununla birlikte kentin konumu henüz kesinleştirilmemiş ve kazısı yapılmamıştır. Kente ilişkin bilgiler var olduğundan öteye çok az gidebilmektedir. Yine de kentin mezarlık alanı olan Abydos kazılmıştır. Burada çok sayıda mezar ve kültür ögesi arkeolojik nesneler bulunmuştur. Mısır tarihinin ilk evresi için önemli bir yerleşim olan Abydos, önemini kaybetmemiş ve işlevini yitirmemiştir. Tapınakların da olması bu bölgeyi daha değerli kılmaktadır. Eskiçağdan günümüze kalan tek mimarlık kitabının yazarı olan Romalı Vitruvius (MÖ 90-MÖ 20), mimarlığın temel ilkelerini belirlerken binaların sahip olması gereken özellikleri de yukarıdaki şekilde sıralamıştır. Buna göre bir bina ya da yapı, sağlam olmalı, kullanışlı olmalı ve güzel olmalıdır. Vitruvius’un bu ilkelerini Eski Mısır yapılarına uygularsak günümüz için geçerli olan yalnızca sağlamlık ilkesi olacaktır. Eski Mısır evlerinden ve saraylarından geriye çok az şey kalmış olsa da ölüme önem veren Eski Mısırlıların mezarları ve tapınakları zamana dayanabilmiştir. Buna piramitler de dâhildir. Bunun nedeni mezarların taşlara oyularak ya da doğrudan taştan yapılması, evlerin ve sarayların ise dayanaksız malzemelerden inşa edilmesidir. Eski Mısır kentlerinden Abydos’ta kentsiz bir uygarlık olmadığını kanıtlamıştır. Her ne kadar çağdaşı kentler kadar gelişmiş bir kent yapısına sahip olmasa da bir kentin olması gerektiği gibi işlevini yerine getirmiştir. Gordon Childe’ın ilk kentler tanımına uyan yapısı nedeniyle de Eski Mısır kentlerini ele alabiliriz. Bununla birlikte Mısır kentleri, yeteri düzeyde gelişememiştir. Bir kanalizasyon sisteminin eksik olması, halkın kent yaşamından şenlikler dışında uzak durması gibi etkenler gelişimin önündeki engel olabilir. Eski Mısır insanları rahat bir yaşama alıştıkları gibi kentleri konusunda da tekdüzeliği seçmiş, sanatında olduğu gibi binyıllarca aynı düzeni korumuştur.

Kaynakça

Baines ve Malek 1986 John Baines ve Jaromir Malek, Eski Mısır, İletişim Yayınları, İstanbul,
Brewer ve Teeter 2017 Douglas Brewer ve Emily Teeter, Mısır ve Mısırlılar, Arkadaş Yayınevi,
Bunson 2012 Margaret R. Bunson, Encyclopedia of Ancient Egypt, Facts On File, New York Ankara
Çıvgın, İzzet (2014b), “Neolitik‟ten „Mısır Eski Krallığı‟nın Kuruluşuna Kadar Mısır-Nübye/Sudan İlişkileri (MÖ. 5000-2700): Takas, Kültürel Etkileşim ve Devletleşme”, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2 (5): 15-44
Gates 2017 Charles GATES, Antik Kentler, Koç Üniversitesi Yayınları, İstanbul
Kuhrt 2013 Amélie Kuhrt, Eski Çağ’da Yakındoğu Cilt I-II, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul
Özkan 2019 Süleyman Özkan, Osmanlı Devleti’nde Arkeolojik Kazılar ve Müzecilik, Ege Üniversitesi Rektörlüğü Basımevi Müdürlüğü, İzmir
 Redford 2001 Donald Bruce Redford, The Oxford Encyclopedia of Ancient Egypt A-F, G-O, P-Z, Oxford University Press, New York
Roth 2019 Leland M. Roth, Mimarlığın Öyküsü, Öğeleri, Tarihi ve Anlamı, Kabalcı Yayıncılık, İstanbul
Shaw ve Jameson 1999 Ian Shaw ve Robert Jameson, A Dictionary of Archaeology, Blackwell, Cornwall
 Török 1997 László Török, The Kingdom of Kush Handbook of the NapatanMeroitie Civilization, Brill, Leiden
Van De Mieroop 2019 Marc Van De Mieroop, Eski Mısır Tarihi, Homer Kitabevi, İstanbul
Vercoutter, J., 2016. Eski Mısır, Çev.: Emine Çaykara, İletişim Yayınları, İstanbul
Wilkinson 1999 Toby Wilkinson, Early Dynastic Egypt, Routledge, Londra
 Wilkinson 2003 Richard H. Wilkinson, The Complete God and Goddesses of Ancient Egypt, Thames& Hudson, New York
Wilkinson 2016 Toby Wilkinson, Eski Mısır, Say Yayınları, İstanbul