ZEYNEP EŞİN/ÜÇ KISA ÖYKÜ

Geceyi Yaran Mırıldanış

Ev sessizdi; duvarlarda günün tortusu, koridorda ince bir yorgunluk asılıydı. Kadın mutfağa doğru yürürken parke zeminin soğukluğu ayak tabanlarına işledi. Buzdolabının uğultusu dışında hiçbir ses yoktu; şehir sanki günün son nefesini tutmuş bekliyordu.

Tam o sırada gölgelerin içinden ince bir hareket çıktı. Küçük bir tekir, kuyruğunu havaya dikerek kadının ayaklarına süründü. Gözleri, geceyi yumuşatan kehribar bir ışıltıyla parlıyordu. Kadın eğildi; parmak uçları kedinin sıcak tüylerine dokunduğunda içindeki bütün gerginlik eridi.

Mutfağın soluk ışığı kedinin sırtında küçük bir ay ışığı gibi duruyordu. Kedi mırıldandıkça kadının içindeki gürültü sustu. Sanki gecenin bütün karanlığı, o küçük bedenin ritmik titreyişine yenilmişti.

Pencere Kenarında Yaşlanan Işık

Eski evin salonu, akşamüstünün solgun ışığıyla dolmuştu. Perdeler rüzgârla ince ince kıpırdıyor, odanın içini bir hatıranın nefesi gibi dolaşıyordu. Pencere önündeki minderin üstünde yaşlı bir kedi yatıyordu; tüyleri yer yer beyazlamış, gözlerinde yılların durgun bilgeliği birikmişti.

Kadın koltuğa oturup onu izledi. Kedinin her nefesi sanki odadaki havayı biraz daha yumuşatıyordu. Sokaktan geçen çocuk sesleri, uzaktan gelen vapur düdüğü, eski saatinin tik takları… Hepsi kedinin ağırlaşan göz kapaklarının altında başka bir ritme kavuşuyordu.

Bir zamanlar bu kedi damlarda koşturur, perdelerin arkasına saklanır, geceleri deli gibi oyun peşinde koşardı. Şimdi sakinliğin kendisi olmuştu; yaşlanmanın bile bir zarafeti olabileceğini fısıldıyordu.

Yağmurun Kucağında

Kapının önünde yağmur kokusu vardı; sokak lam- bası ıslak kaldırımı sarı bir sis perdesine çeviriyordu. Kadın eve dönerken adımlarını hızlandırdı; hafif üşümüş, omuzlarına çöken yağmur tanelerinden sıkılmıştı. Merdivenin başına geldiğinde küçük bir hıçkırık gibi bir ses duydu. Kapının eşiğinde titreyen bir yavru kedi duruyordu; tüyleri suyla yapışmış, gözleri kocaman iki zeytin gibi karanlığın içinden ona bakıyordu.

Kadın çömelip ellerini uzattı. Yavru kedi tereddüt etmeden avuçlarına sığındı; sanki bütün gün bu anı bekliyordu. Kadının avuç içleri ısındı, kalbinin paslı kapısı hafifçe aralandı.

Evin içine girdiklerinde yağmurun sesi dışarıda kaldı ama kedinin sıcaklığı içeriye küçük bir güneş gibi yayıldı. Kadın, kediyi havluyla kurularken tüylerinin arasından çıkan o minik mis kokuyu derin bir nefesle içine çekti.