DOREL COSMA/ŞİİR VE EDEBİYAT

Şiir ve Edebiyat – Ruhun ve Toplumun Yön İşaretleri

Dorel Cosma, phd-Bistrita, Romanya

Türkçeye Çeviren: Mesut Şenol

Hız, teknoloji ve anlık edinilen bilgilerin egemen olduğu bir dünyada, edebiyat, içe bakışın, duyarlılığın ve eleştirel düşüncenin son sığınaklarından birisidir. Geçmişte kitaplar bilginin ve düşünmenin ana kaynakları iken, günümüzde ekranlarla, sosyal medyayla ve hızlı tüketim kültürüyle rekabet etmek zorundadır. Bununla birlikte edebiyat amacını kaybetmemiştir; yalnızca kendisini ifade etme biçimleri değişmiştir. Romanlar, denemeler, tiyatro ve şiir, kültürün vazgeçilmez kolonları olmayı sürdürmekte, dünya algısını etkilemekte ve okura bir kaçış ile gerçeğin aynasını görme olanaklarını sunmaktadır. Edebiyat, yüzeyselliğe karşı bir direniş eylemi, bir eğitim aracı ve gitgide parçalı hale gelen sosyal doku içinde insanlığı korumanın bir yolu olabilmektedir.

Okuma yalnızca entelektüel bir uygulama değil ama aynı zamanda duygusal ve etik bir davranıştır. Empatiyi, eleştirel düşünceyi, hayal gücünü ve gerçeği farklı açılardan anlama yeteneğini geliştirir. Durup düşünme için zamanın yetersiz olduğu bir devirde, okuma, bizim çoklu yaşamları yaşamamıza, kendimizi diğer karakterlerin yerine koymamıza ve paradoksal olarak, kendimizi yeniden keşfetmemize izin veren az sayıdaki faaliyetten birisidir. Kitaplar bize, dünyanın karmaşıklığını çözmede, geçmişi anlamada ve geleceği öngörmede yardımcı olmaktadır. Okuma yoluyla, bir ulusun kültürü hem ayakta kalır hem de ilerlemenin bir aracı haline gelir.

Bütün edebiyat tarzları arasında şiir, belki de insan duyarlılığının en derin ifadesidir. Kısa oluşuyla, zengin sembolizmiyle ve yoğun duyguları yalnızca az sayıda dizeyle aktarma yeteneğiyle şiir, ifade tarzları içinde özgün bir biçem olarak varlığını sürdürmektedir. Şiir yalnızca sözcüklerle yapılan bir oyun değildir; aslında şiir gerçeğin kodlanıp sanat biçimine aktarılmasıdır. Şiirde, zaman askıya alınmıştır ve okur, yalnızca birkaç dizeyle duyguların, fikirlerin ve vizyonların bütün bir dünyasına erişim sağlayabilir.

Gitgide gürültülü ve stres dolu bir evrende, duyarlılık çoğu zaman bir uç davranış olarak görünebilmektedir. Ancak modern insanın, huzurla geçen zamana ve derinlemesine düşünmeye her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Şiir, bu sığınma olanağını, ruhun kendisini yeniden keşfedebileceği yerde derin düşünme alanını sunmaktadır. Günümüzün hızlı tempolu dünyası, “şöminenin önünde oturup” elde şiir kitabı okuma anlarına artık olanak tanımıyor olsa da güzellik, uyum ve içe dönük düşünme ortadan kaybolmuş değildir. Şiir, spirütüel iyileşmenin, geçmişle gelecek, insanla ilahi varlık, bireyle toplum arasında köprü olmanın bir aracı olma durumunu sürdürmektedir.

Kısa oluşu ve ifade gücünden dolayı şiir, sosyal ve siyasal yorumlar yapmada da güçlü bir araç haline gelebilmektedir. Şairler her zaman, ortak duyarlılığın kayıt tutucuları olmuş, kendi zamanlarındaki kaygıları, adaletsizlikleri ve umutları yansıtmışlardır. Şiir, sosyal ve siyasal mesajları, doğrudan ya da semboller ve mecazlar yoluyla iletebilmektedir. İfade etmedeki bu ikili olasılık – hem açıkça hem de imalı – şiiri son derecede kullanışlı ve adapte olabilen bir sanat biçimi haline getirmektedir. Bilginin hızlı bir şekilde tüketildiği bir devirde, şiir okuyucunun ruhuna uzun analizler ve felsefi makalelerden daha kolay erişebilmektedir.

İnsanlar günümüzde hala şiir okuyorlar mı? Bu, önemli bir sorudur. Bunun yanıtı basit değildir. Gerçekten de şiir artık daha önceki yüzyıllarda olduğu gibi geniş kitleler tarafından okunmamaktadır. Bununla birlikte şiir ortadan kaybolmamıştır. İnternet sayesinde çağdaş şairler, kendi yarattıkları şiirleri daha hızlı bir şekilde paylaşabilmekte ve daha çeşitli kesimlere ulaşabilmektedir. Edebiyat çevreleri olgusu ve kültürel dernekler, şiirin yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Halka açık şiir okumaları, uluslararası şiir festivalleri, edebi yarışmalar ve şairler tarafından basılan dünyanın çeşitli yerlerinde kitaplar geçmişe göre farklı bir biçimde de olsa şiirin halen canlı bir şekilde sürdüğünü kanıtlamaktadır.

Çatışmaların, aşırı tüketimin, yüzeyselliğin ve maddi kaynaklara ulaşma yönündeki durmak bilmeyen arayışın yaygın olduğu bir dünyada duyarlılık gittikçe önemsizleşmişe benzemektedir. Bununla birlikte insanlar yalnızca gürültü nefret ya da servet arzusuyla yaşayamazlar. Huzurun, içe dönük düşünmenin ve yeniden keşfetmenin ihtiyacını duyacakları bir an gelecektir. Güzelliği ve uyumu sözcüklerle dile getirme özgün gücüne sahip şiir, aranan bu rahatlığı ve anlayışı sunacak bir ses olabilir. Bugün şiir ilgi merkezinde yer almıyor olsa da ortadan kaybolmayacaktır. Yazarlar ümitlerini kırmamalıdır. Kültür, duyarlılık ve şiir sonuçta gerçeği ve güzelliği arayanlar için bir sığınak olarak kalacaktır.

Şiir insan duyarlılığının en saf ifadesidir ve öyle kalacaktır. Bugün gürültü ve hızın egemen olduğu bir dünyada yaşıyor olsak da, duyarlılık ve güzellik ihtiyacı kökünden ortadan kaldırılamayacaktır. Şairlerin, edebi çevrelerin ve kültürel kuruluşların rolü, sanatı yaşar kılmada büyük önem taşımaktadır. Belki de daha sakin bir gelecekte, insanlar ruhlarını tazeleme ihtiyacını duyduklarında, şiir kollarını açmış bir şekilde orada olacaktır. Şairlerin sesi mutluluğun ve yaşama sevincinin ortak sesi, asla ortadan kalkmayacak duyarlı dünyanın bir yankısı haline gelecektir.