ÇIĞ DERGİSİ II. ÖYKÜ YARIŞMASI BİRİNCİSİ HATİCE EROL İLE SÖYLEŞİ
Merhaba, Hatice Hanım. Bizi kırmayıp söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Öncelikle sizi tanımak isteriz. Hatice Erol kimdir?
HATİCE EROL:
Merhaba, Bartın doğumlu olup, halen Karadeniz’in şirin kentlerinden biri olan Ereğli’de yaşıyorum. Eğitim sürecim sonrası başlayan memuriyet hayatım dinlenceyle sonuçlandı. Sosyal hayatım okuma ve araştırma sevgisiyle harmanlanan tarih ve kültür derneklerinde fiilen çalışmamla devam ediyor.

Bize edebiyat yolculuğunuzdan biraz söz eder misiniz?
HATİCE EROL:
Edebiyat ve kitap her daim içimi ısıtan, hayatıma anlam katan değerler oldu. Okul öncesi yıllarımda annemin masal anlatıları ile hayal yolculuklarının kapısı açıldı ruhumda. Okumayı öğrendiğim yıllardan itibaren bulduğum her kitabı okumaya çalıştım, bazen bunlar çizgi romanlar dahi olurdu. O yıllarda televizyon henüz görsel şovu ile evlere konuk olmamışken radyoda; çocuk saati, okul radyosu haftada bir gün de radyo tiyatrosu dinlerdim. Sesleri ve karakterleri hayalimde çizdiğim dünyada şekillendirirdim. Onları görüyor ve tanıyor gibi olurdum. Daha sonraları etkilendiğim olayları günlük gibi yazmaya başladım. Ortaokul ve lise yıllarımda yazdıklarım edebiyat öğretmenlerimin dikkatlerini çekti. Daha çok okumam ve yazmam için beni yönlendirdiler. Babamın işi nedeniyle sürekli şehir ve okul değiştiriyordum. Her yeni şehirde ilk ziyaretim halk kütüphaneleri oluyordu. Böylece dünya klasiklerinden ve çağdaş yazarlarımıza ait pek çok roman, öykü ve deneme okuma fırsatı buluyordum. Uzun zaman defterlerce yazdım ve yazdıklarımı kitaplığımın bir köşesinde bıraktım. Ta ki uzun zaman sonra bana anlatılan çok etkilendiğim bir hayat hikayesinin peşine düşene dek. Kahramanı bir kadındı. Hayatı çok etkileyici ve yürek burkan türdendi. Kapısını çaldım, sohbet ettim, not aldım, bir pastanede buluştum. Anlattığı anları birlikte yaşadık ve ilk romanımı anlatıcımın izniyle (1997’de) kurguladım. “Çözün Bağları”ilk kitabım oldu.


Daha sonraları Sanat Kurumu Derneği, T.R.T 2 televizyonu, Kasaid Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği, Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri’nin düzenlediği öykü yarışmalarında ödüller aldım.Ayrıca Uçan Süpürge festivalindeen değerli ödülüm Işıl Özgentürk’ün sunumuyla kısa film çalışmalarımız oldu.Daha sonraları değişik edebiyat dergilerinde öykülerim yayınlandı. Okuduğum kitapların yanında edebiyat dergilerini ve yazarlarını da takip ediyordum. Biliyordum tüm bunlar benim kalemimi ve ruhumu besliyor, ufkum açılıyordu. 2011 yılında öykülerden oluşan ikinci kitabım “Akşamın Sesleri”okuyucusuyla buluştu. Çeşitli şehir ve kitap fuarlarında kitaplarımı paylaşmanın mutluluğunu yaşadım. Uzun süre yine okudum, düşündüm, notlar aldım. Ta ki 2020 yılının başlarında yeni bir hayat hikayesi yüreğime oturana değin. Anlatıcı yakın dostumuzdu. 1900’ün başlarından İkinci Dünya Savaşı sonrasını kapsayan uzun soluklu belgelerle, tarihle donanmış bir hikayeydi. Sürekli konuştuk, büyük dedelerine uzanan yaşanmışlıklar zorunlu göçler, Zonguldak kömür ocakları… Hemen hemen dört yılı bulan kurgu ve oluşum süreci olan son kitabım “Gölgesiz Topraklar”romanı 2024 ocak ayında okuyucusuyla buluştu. Var olan kitaplarımla çıktığım yolculuklar, paylaşımlar edebiyat ustalarımızın ve çocukluğumdan beri bana sıcacık kapılarını açan halk kütüphanelerinin izdüşümü oluğunu düşünüyorum.


Çığ Dergisi’nden ve düzenlediği öykü yarışmasından nasıl haberiniz oldu, katılmaya nasıl karar verdiniz ve yarışmayı kazandığınızı öğrendiğinizde neler hissettiniz?
HATİCE EROL:
Uzun süredir öykü yarışmalarına katılmamıştım. Edebiyat haberlerine, yarışmalarına göz gezdirirken sizin ilanınızı gördüm. Önce derginin adı sonra içeriği ilgimi çekti. Büyük adımlarla gelişen genç bir kültür, sanat, felsefe ve edebiyat dergisi diye düşündüm. Yarışmanın son katılım tarihine de az kalmıştı, yine de katılmaktan geri duramadım. Yazdıklarımızın farklı, ehil gözlerle değerlendirilmesi üstelik ödüllendirilme ihtimalinin var olması tatlı bir heyecandı.


*ÖYKÜ YARIŞMASI SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ
Yarışmayı kazandığımı öğrendiğimde çok mutlu oldum. Yine bir hayat hikâyesinden esinlendiğim bu öykümün seçici kurul tarafından olumlulukla değerlendirilmesi, ödüle değer bulunması yüreğimde yeni filizlere yer açtı. Çığ gibi büyüyen genç derginizin sayfaları arasında yer almak benim için ayrıca mutluluk ve heyecan oldu.
Yarışma ödül töreni sizin için nasıl geçti? Duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak ister misiniz?

HATİCE EROL:
Ödül töreni Alakarga Kitabevi’nin sıcacık, kitap, kültür ve sanat atmosferi içinde; seçici kurul, yarışmacılar, konuklar, usta yazarlarımız Faruk Duman, Zeynep Eşin’in katılımlarıyla coşku ve heyecan içinde geçti. Ayrıca seçici kurul başkanı Zübeyde Seven Turan’ın yüreklendirici konuşması, günümüzü taçlandıran plaketlerimizin sunulması mutluluğumuzu çoğalttı.
Öykünüzün yaratım ve yazım süreçlerini merak ediyoruz.

HATİCE EROL:
Okumak, yazmak hayatıma her daim anlam ve değer yüklüyor. Biliyorum ki salt okumak değil çok iyi gözlem yapmak da gerekiyor yazmak için. Bazen dalından düşmüş bir yaprak bazen terk edilmiş ahşap bir ev bazen de kayalara sinmiş çocukluk anıları… Yaşadığımız yer şirin bir sahil kasabası. Bunaltmayan bir yaz günü, mavi ile yeşil hafif esintiyle salınıyorken dostlarla başlarımız mendireğe dönük çaylarımızı yudumluyorduk. Tam o anlarda içimizden birinin anıları dile geldi. Anlattı kayaları, çocukluğunu, hayallerini… Oysa ben çayımın burukluğu damağımda yayılırken çoktan kayalardan yükselen sesleri duymuş, yiten hayallerin peşine düşmüştüm bile. Hem dinliyor hem de yeni bir öykü karakterleriyle gözümde canlanıyordu. “Kayaların Sesi” kısa zamanda yazınsal kurguya geçti. Yazdıkça beni de içine aldı. Bazen çocuk oldum bazen de hüzünlü bir yetişkin.
Öykünüzde yazın tekniklerini çok iyi kullandığınız görülüyor. Bu başarınızın arkasındaki sırrı anlatmak ister misiniz?
HATİCE EROL:
Öncelikle bu değerlendirmenize teşekkür ederim. Benim rehberim okuduğum kitaplar (dünya klasikleri, çağdaş edebiyat) edebiyat söyleşileri ve dergileri olmuştur.
Öykü türü size ne anlam ifade ediyor? Bundan sonra da yine aynı türde mi eserler vermeyi düşünüyorsunuz? Ufukta bir kitap görünüyor mu?
HATİCE EROL:
Öykü romanın küçük kardeşi gibidir. Roman geniş bir zaman dilimini ele alırken, öykü daha kısa anı, yalnızlığı, hüzünleri kısacası insanın iç dünyasını konu alır. Öyküde gereğinden fazla betimleme ve yan olaylara gerek olmadığı gibi okuyucunun hayal gücüne geniş bir alan bırakır.
Şu ana kadar planlı olmasa da roman, öykü, roman sıralamasıyla kitaplarım oluştu. Okunabilir değerde öykülerimi çoğaltabilirsem öykü kitabı düşünebilirim.
Kendinize yakın bulduğunuz öykücüler, beğendiğiniz ve unutamadığınız öykü kitapları hangileri?
HATİCE EROL:
Şu anda hemen aklıma gelen, etkisinde kaldığım, rehberim olan yazarlarımızdan örnekler…
Füruzan/ Sevda Dolu Bir Yaz /Parasız Yatılı
Erendiz Atasü/ Kadınlar da Vardır
Cemil Kavukçu/Gemiler de Ağlarmış
İnci Aral/Uykusuzlar
Sabahattin Ali/ Değirmen
Orhan Kemal/Yağmur Yüklü Bulutlar
Anton Çehov/Hikayeler
Zeynep Aliye/ Diş İzleri
Sait Faik Abasıyanık’ın tüm eserleri.
Daha pek çok eseri ilgi ve merakla okudum. Buna karşılık halen okumam gereken çok kitap olduğunu biliyorum. Her yazar ve eseri dilime zenginlik, ruhuma yeni bir aydınlanma bırakıyor.
Son olarak öyküde ilerlemek isteyen gençlere tavsiyelerinizi duymak da çok yararlı olacaktır.


HATİCE EROL:
Bu konuda kendimi çok yetkin hissetmesem de çağdaş ve klasiklerde çok değerli öykücülerimiz var, okumalarını öneririm. Kitaplarını kütüphanelerden temin etme imkanları da vardır. Ayrıca dijital dergilerde yayınlanan öykülere de kolaylıkla ulaşabilirler. Okunan her kitap, her öykü kelime hazinelerini zenginleştirirken, kurmaca tekniklerini öğretir, olay örgüleri hayal dünyalarının kapısını açar. Bir de çok iyi gözlemci olmaları gerekiyor. Yazsınlar ve yazdıklarını belirli aralıklarla yeniden okusunlar, olgunlaşmış meyve tadında paylaşıma sunsunlar.
Çığ Dergisi’nin ikincisini düzenlediği öykü yarışmasında birincilik ödülü; edebiyatın içinde, uzun yıllar emek vermiş ve eser üretmiş bir yazarın oldu. Başarılarınızın daim olmasını diliyor ve bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz.
HATİCE EROL:
Ben teşekkür ederim.

