ÇIĞ DERGİSİ SEDAT ERDİŞ HANOĞLU ÖZEL RÖPORTAJI
Gençlere tiyatro ve diksiyon dersleri verirken onlara hep şunu söylüyorum:
“Hayat seni bastırsa da sesini kısmasına izin verme. Çünkü sesin, senin varoluşundur. Yıllar geçti, perdeler açıldı kapandı. Ama ben hâlâ o ilk günkü heyecanla sahnenin önünde duruyorum. Çünkü biliyorum; insan, inandığı yolda yürümekten asla vazgeçmemeli!”
Sedat Erdiş Hanoğlu
Sahneden kamera önüne uzanan bir hayat…
Tiyatro oyunculuğu, yönetmenlik, sunuculuk, seslendirme, şiir yorumculuğunun yanı sıra 2006 yılından itibaren birçok film ve dizide rol aldı. 2018 yılında oynadığı ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ dizisinde ‘Seyran’ 2019 yılında oynadığı ‘Çatısızlar’ dizisinde ‘Sedat’ karakterini canlandırdı.
İlk dizisi ‘Parmaklıklar Ardında’ idi. Sonra birer birer geldi o hikâyeler: ‘Arka Sokaklar, Umutsuz Ev Kadınları, Kurtlar Vadisi Pusu, Şefkat Tepe, Diriliş Ertuğrul, Yunus Emre Aşkın Yolculuğu, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Ben Bu Cihana Sığmazam…’
Her rol, her karakter kendi içinde yeni bir sayfa açtı. Bugün hâlâ aynı tutkuyla sahneye ve sanata dokunuyor.
Bu röportajda Sedat Erdiş Hanoğlu’nun oynadığı karakterlerden, oyunculuk kariyerinden, sahnelerden ve dizi setlerinden bahsedeceğiz. Şimdi, hazırsanız sizleri Sedat Erdiş’in dünyasına davet ediyoruz.
NEVA RÜÇHAN:
Dizilerde ve filmlerde aldığınız roller farklı karakterlere hayat verdi. Tek bir rolün aktörü değil her rolü oynayabilen nadir sanatçılarımızdansınız. Bir karaktere can vermek nasıl bir duygu ve o role hazırlanırken neler yapıyorsunuz?


SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
Her karaktere can vermek benim için bir yolculuk aslında. Her biri kendi geçmişi, kendi acısı, kendi sevinci olan farklı bir ruh. Kamera karşısına geçmeden önce o ruhu anlamaya, onun dünyasına sızmaya çalışırım. Bazen sessizce oturup onun gibi düşünürüm bazen sokakta yürürken onu bedenimde hissetmeye çalışırım. Rolün gerektirdiği duyguya girebilmek için hem gözlem yaparım hem de kendi içimdeki benzer kırılmaları, benzer duyguları ararım.
Bir karakteri oynamak değil, onun içinden konuşmak derdim. O yüzden tek bir role sıkışmamak, her defasında başka bir insana dönüşebilmek benim için hem büyük bir özgürlük hem de oyunculuğun en büyüleyici tarafı. Her yeni rol, yeniden doğmak gibi..
NEVA RÜÇHAN:
İzleyicileriniz sizi en çok hangi karakterle özdeşleştirdi ve benimsediler? Onlardan gelen geri dönüşlerden biraz bahseder misiniz?


SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
İzleyicinin beni en çok benimsediği karakterin Yunus Emre: Aşkın Yolculuğu dizisindeki Demirci Bayram olması beni her zaman gururlandırmıştır. Çünkü Bayram, sadece bir demirci değil; sözü özü bir, emeğiyle yaşayan, derinliği olan bir karakterdi. Onun dingin gücü, vakarı ve içtenliği izleyicide çok özel bir yere oturdu.
Aldığım geri dönüşlerde insanlar Bayram’ın duruşunda kendilerine ait bir şey bulduklarını söylüyor. Kimi, ‘Keşke herkes Bayram gibi adaletli olsa’ diyor kimi, ‘O sakinliğin içinde büyük bir bilgelik vardı, bize iyi geldi’ diye yazıyor. Bu kadar sahici bir bağ kurulması beni gerçekten mutlu ediyor. Çünkü Demirci Bayram, benim için de oynadığım en kıymetli karakterlerden biri oldu. Hem kalbime dokundu hem de izleyicinin kalbinde yer etti.
NEVA RÜÇHAN:
Aldığınız onca roller, oynadığınız filmler ve diziler arasında sizin için en unutulmaz olan hangisiydi?

SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
Her rolün hayatımda ayrı bir yeri var ama içlerinden birini ‘en unutulmaz’ olarak seçmem gerekirse, elbette Yunus Emre: Aşkın Yolculuğundaki Demirci Bayram derim. O karakter benim için bir rol değil, bir öğretiydi. Bayram’ın duruluğu, sözü özü bir hâli ve taşıdığı derinlik, oyunculuk yolculuğumda bambaşka bir kapı açtı.”
Fakat bunun yanında Diriliş Ertuğrul’daki Alpargu karakteri de benim için çok özeldir. O dünyanın sertliğini, sadakatini ve savaşçı ruhunu hissettiren bir roldü ve izleyiciyle güçlü bir bağ kurdu.
Bir de Vahyin İzinde filminde canlandırdığım Hazreti Hamza… Bu rolün yeri bambaşkadır. Hazreti Hamza’yı dünyada canlandıran ilk Müslüman aktör olmak hem büyük bir sorumluluk hem de benim için tarifsiz bir onurdu. Tarihin en yiğit, en vakur, en temiz karakterlerinden birine hayat vermek, oyunculuk kariyerimin en kıymetli deneyimlerinden biri oldu.”
Bu üç karakter de beni dönüştürdü, büyüttü ve hayatımda silinmeyecek izler bıraktı.
NEVA RÜÇHAN:
Oyunculuk kariyerinize dönmek istiyorum. Bize kariyerinizin dönüm noktalarından bahsedebilir misiniz?


SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
Kariyerimde birçok önemli dönüm noktası oldu, fakat bazıları diğerlerinden daha belirleyici oldu. Çok küçük yaşlarda tiyatro ile tanıştım ve yaklaşık 30 yıl boyunca yerleşik sahnelerde ve turnelerde tiyatro oynadım. Bu süreç bana hem sahne disiplini hem de karaktere ruh katma konusunda eşsiz bir temel kazandırdı.
2004 yılında Parmaklıklar Ardında dizisi ile ekranla tanıştım ve bu benim için bambaşka bir deneyim oldu. Ardından Diriliş Ertuğrul’da canlandırdığım Alpargu karakteri kariyerimde büyük bir kırılma noktasıydı; sette kazandığım tecrübeler ve izleyiciden gelen yoğun ilgi, oyunculuğa bakışımı tamamen değiştirdi.
Sonrasında Yunus Emre: Aşkın Yolculuğundaki Demirci Bayram ve Vahyin İzinde’de canlandırdığım Hazreti Hamza gibi roller geldi. Hazreti Hamza’yı dünyada oynayan ilk Müslüman aktör olmak hem büyük bir sorumluluk hem de unutulmaz bir deneyimdi.
Tüm bu roller ve yolculuklar bana şunu öğretti: Oyunculuk sadece bir meslek değil, her karakterle yeniden doğmak ve izleyiciyle ruhsal bir bağ kurmak demek.
NEVA RÜÇHAN:
Türk dizileri hem ülkemizde hem de neredeyse tüm dünyada çok seviliyor ve çok izleniyor. Sizin rol aldığınız diziler de en çok sevilen ve izlenen diziler arasında. Türk dizilerinin sanatımıza ve ülkemizin tanınırlığına katkılarından söz edebilir misiniz?

SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
Türk dizilerinin hem ülkemizde hem de dünyanın dört bir yanında bu kadar sevilip izlenmesi benim için büyük bir gurur kaynağı. Rol aldığım dizilerden özellikle Diriliş Ertuğrul ve Yunus Emre: Aşkın Yolculuğu, izleyiciden gelen tepkilerle her zaman ayrı bir anlam kazandı. Setlerde ve ekran başında aldığım mesajlarda insanların karakterlerimizle bağ kurduğunu, kendi hayatlarına dair bir parça bulduklarını görmek çok özel bir duygu.
Bu diziler sadece yüksek izlenme oranlarıyla değil, kültürümüzü, tarihimiz ve değerlerimizi dünyaya taşımalarıyla da çok önemli bir iş yapıyor. İnsanlar farklı ülkelerde Türk kültürünü, geleneklerimizi, sanatımızı ve estetiğimizi öğreniyor, karakterlerimizin yaşadıklarıyla empati kuruyor. Bu da bana oyunculuk kariyerimde olduğu kadar, ülkemizi temsil etme ve değerlerimizi aktarma konusunda büyük bir gurur ve sorumluluk veriyor.
Kısacası, Türk dizileri hem izleyiciye dokunuyor hem de sanatımızın ve kültürümüzün sınırları aştığını gösteriyor. Her mesaj, her yorum, yaptığımız işin sadece bir eğlence değil, bir köprü kurmak ve insanlara ilham vermek olduğunu bana bir kez daha hatırlatıyor.
NEVA RÜÇHAN:
Gençlere tiyatro, diksiyon ve sahne sanatları dersleri veriyorsunuz. Bir oyuncu olmanın gerekleri sizce nelerdir?

SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
Bir oyuncu olmanın temeli, öncelikle içtenlik ve empatiyle başlar. Bir karakteri sahnede ya da ekranda yaşatabilmek için onun dünyasını anlamak, duygularını hissetmek ve izleyiciye bu duyguyu geçirebilmek gerekir. Gençlerle tiyatro, diksiyon ve sahne sanatları derslerinde çalışırken de bunu hep vurguluyorum; çünkü her kelime, her hareket bir anlam taşır ve sahnede izleyiciye dokunur.
Bir oyuncuda disiplin, gözlem yeteneği ve sürekli öğrenme isteği çok önemlidir. Rolünüz büyük ya da küçük fark etmez, ona hakkını vermek gerekir. Ayrıca bir oyuncu, sadece rolünü oynamaz; hayatı gözlemler, insanları dinler, dünyayı anlar ve kendini sürekli geliştirir.
Gençlere şunu söylemek isterim: Sahneye çıktığınızda sadece bir karakteri oynamıyorsunuz; insanlara bir duygu, bir hikaye ve bazen de ilham taşıyorsunuz. Eğer bunu içtenlikle yaparsanız, oyunculuk sizin için sadece bir meslek değil, aynı zamanda hayatı daha derinden yaşamanın yolu olur.
NEVA RÜÇHAN:
Şimdilerde neler yapıyorsunuz? Gelecekte hangi projelerde sizi görebileceğiz?

SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
Şu sıralar hem eğitim çalışmalarına hem de oyunculuk projelerine odaklanmış durumdayım. Gençlerle tiyatro, diksiyon ve sahne sanatları dersleri vermeye devam ediyorum; onların gelişimine katkı sağlamak ve yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olmak benim için büyük bir mutluluk. Bunun yanı sıra yeni projeler üzerinde de çalışıyorum; hem televizyon dizileri hem de sinema filmleri alanında farklı karakterleri canlandırmak için hazırlıklar yapıyorum.
Bir oyuncu olarak kendimi hep zinde tutuyorum ve enerjimi korumaya özen gösteriyorum. Şu anda görüşmeleri menajerim yürütüyor; bakalım, önümüzdeki dönemde izleyicilerle hangi projelerde buluşacağımızı göreceğiz.
Gelecekte izleyiciler beni yine tarihi ve kültürel derinliği olan karakterlerde, aynı zamanda modern hikâyelerde de görebilecek. Amacım her zaman farklı ruhları ve hayatları ekrana taşımak, izleyiciyle duygusal bir bağ kurmak. Sanat yolculuğumda keşfedecek çok şey var ve yeni projelerle izleyiciye sürprizler sunmayı sabırsızlıkla bekliyorum..
NEVA RÜÇHAN:
Son olarak Çığ Dergisi okuyucularına neler söylemek istersiniz?
SEDAT ERDİŞ HANOĞLU:
Öncelikle Çığ Dergisi okuyucularına selamlarımı ve sevgilerimi iletmek isterim. Sanat, hayatı daha derinden hissetmemizi, insanları ve dünyayı anlamamızı sağlar. Tiyatro, sinema veya dizi fark etmez; her hikâye, her karakter bize yeni bir pencere açar.
Okuyuculara şunu söylemek isterim: Hayatta tutkularınızın peşinden gidin, merak etmeyi ve öğrenmeyi asla bırakmayın. Sanatla, edebiyatla, müzikle veya sadece günlük yaşamla bağ kurmak, sizi daha zengin bir insan yapar. Ve unutmamak gerekir ki; her yeni gün, kendi hayatımızın sahnesinde yeni bir rolü oynamak için bir fırsattır.
Bu röportajın gerçekleşmesini sağlayan Neva Rüçhan Hanım’a da içten teşekkürlerimi sunuyorum; hem nezaketi hem de profesyonelliğiyle bu keyifli söyleşiyi mümkün kıldı.”
Bu keyifli söyleşi ve destekleri için Çığ Dergisi ekibine ve Neva Rüçhan Hanım’a teşekkür ederim. Sanatı ve oyunculuğu konuşmak, deneyimlerimi paylaşmak benim için büyük bir mutluluk oldu. Okuyuculara sevgilerimle.”
NEVA RÜÇHAN: Çok değerli sanatçımız Sedat Bey, bizimle bu röportajı yaptığınız için okuyucularımız adına teşekkür ederiz.

